3 Temmuz 2011 Pazar

DAHA BASİT HAYALLER 3

Ev sahibinin güleç yüzü bizi içeri alıyor giriş kapısından.T....l'da bir evdeyim. Vakit, geceyarısı..O kadar yorgunum ki üzerine bastığım halı diken gibi ayağıma batıyor. İzin isteyip hemen bir yere oturuyorum. Ellerimle yüzümü ovuştururken duvarın baygın yeşili dikkatimi çekiyor. Kalbime bir ünlem işareti sokuyor bu cenaze yeşili. Gözümü kaçırdığımda kapının buzlu camına yapıştırılmış ve belliki miadı dolmuş macunu görüyorum. Çok mu yorgunum yoksa renkler mi bu kadar karanlık bu akşam? Macun acı kahverengi ve yer yer dökülmüş. Ellerimle yüzüme yapışan uykuyu söküp atmak için ev sahibinin görmez tarafından suratımı hırpalıyorum. Tam o sırada önümde duran tablodaki doksan dokuz isme takılıyorum. Küçük metal etiketlere yapıştırılmış ve hiç de güzel durmayan fakat esasında dünyanın en güzel şeyi olan o doksan dokuz şey... Bu evde, bu yeşil duvarda...Aklıma "sembollerle aşk" yazım geliyor. Kendime karşı haklı olabilme olasılığım garip bir doygunluk oluştururken içimde belki de kana kana içinde olmam gereken bir aşk'ın nasılda tekelleştirildiğini görüyorum ve bu o doygunluğu alıp götürüyor................... İnancın rengi yeşil mi, içime macunla mı tutturulmuş va hatta daha da ötesi o yeşil duvara mahkum olur mu en büyük aşk?...Yatacağım yeri gösterdiler. Tam uykuya dalacakken aklıma geldi: "Belkide günahı biz yaratıyoruzdur affetmeyi "O"!...

0 yorum:

Yorum Gönder